A. STRESLE BAŞA ÇIKMA İLE İLGİLİ YURT DIŞINDA YAPILMIŞ ARAŞTIRMALAR
Bu bölümde yanlızca stresle ilişkili ve önemli olduğu düşünülen birkaç araştırmaya yer verilmiştir:
§ Canon 1909’da, günümüzde hala geçerliliğini koruyan, stres yapıcılar karşısında, organizmanın gösterdiği dengeleyici tepkileri ele almış, bu tepkileri “savaş veya kaç” deyimiyle belirtmiştir.Burada sözü edilen stres yapıcılar, aşırı sıcak veya soğuk, gürültü, açlık, acı ya da duygusal bir heyecan olabilir. Kişinin bunların zararlı etkisinden kurtulması için, vücudun eloktro kimyasal sistemlerinin harekete geçmesi gerekir. Bu hareketliliğe “savaş ya da kaç tepkisi” denmektedir. (Artan, 1985, s. 30)
§ Roy Grinker ve John Spiegel adındaki iki Amerikalı psikiyatrist ise, stresin kişilik özellikleri ile olan ilişkisi üzerinde durmuşlardır. Bu konudaki ilk araştırmaları 2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa cephesinde çalışan pilotlar üzerinde yaptıkları klinik gözlemlerdir. Bu araştırmaları sırasında stres düzeylerini yüksek buldukları kişilerin, geçmişteki birikimleri ve kişilik özellikleri gibi konuları da gözlemlemişlerdir. Araştırmalarının sonucunda, stresten etkilenen kişilerde ortaya çıkan arazların kişisel özelliklerine göre, herkeste farklı bir biçimde oluştuğu ortaya konulmaktadır. (Artan, 1985, s. 31)
§ Başa çıkma stratejilerinde cinsiyetler arası farklılaşmaların test edildiği bir çalışmada (Ptacek ve arkadaşları, 1992), bir grup üniversite öğrencisinden ardarda 21 gün boyunca gün içinde kendileri için en stres verici olayı hatırlamaları; olayı nasıl değerlendirdiklerini, hangi başa çıkma stratejilerini kullandıklarını ve bunların etkili olup olmadığına ilişkin algılarını, bu stratejileri hangi sıralada kullandıklarını belirtmeleri istenmiştir. Araştırma sonucunda ortaya çıkan cinsiyet farklılıkları, erkeklerin problem odaklı, kadınların ise, destek arama ve duygusal odaklı stratejilere daha yoğun bir biçimde yöneldiklerini öngören sosyalleşme hipotezi ile tutarlı bulunmuştur. (Akbağ, 2000, s. 54)
§ Scheir ve Carver (1987)’in yaptıkları araştırmanın sonuçları, iyimser bir yaşam yönelimine sahip bireylerin karşılaştıkları çeşitli durumlarda olumlu sonuçlar elde etmeye yönelik genellenmiş bir beklentiye sahip olduklarına işaret etmektedir. Bu bireyler stres yaratan durumlarla karşı karşıya kaldıklarında güven duygularını kaybetmemekte, problemlerinin çözümleneceği yönündeki olumlu beklentilerine bağlı olarak, sürekli çaba göstererek başa çıkmada daha aktif ve problem çözmeye yönelik davranmaktadırlar. (Akbağ, 2000, s. 54)
§ Neil Miller, çalışmaları sonucundastresin fiziksel etkilerini azaltabilmenin kısmen de olsa olanaklı olduğunu açıklamıştır. Ortaya koyduğu “stresle başa çıkma” (coping with stress) yöntemini, yaptığı deneylerle açıklamıştır. Bu deneylerde tekrarlanmış elektrik şoklarıyla karşı karşıya kalan iki grup kobay kullanılmıştır. Birinci gruba, şokları kontrol edebilme yöntemleri öğretilmiştir. İkinci grup ise böyle bir şeyden habersizdir. İki gruba da aynı şokları uygulamıştır. Ancak deneyler sonucunda, ikinci grupta bulunan hayvanlarda, birinci gruba göre daha fazla mide rahatsızlıklarının ortaya çıktığı gözlenmiştir. Miller, hayvanlarla yaptığı laboratuar çalışmalarının sonucunda, böyle bir durumun insanlar için de söz konusu olabileceğini öne sürmüştür. Başka bir deyişle, durumu kontrol edebilen veya olaylarla ilgili bilgileri önceden alabilen kişilerde stres düzeyi düşük olabilir. (Artan, 1985, s. 37)
§ Richard Lazarus (Berkeley Üniversitesi Profesörlerinden,1979), stresle başetme konusuna bir başka görüş açısıyla yaklaşmış ve “stres durumları karşısında, kişinin davranımı, onun genel tutumuna göre değişecektir.” demiştir. Bu konuyu kendi çalışmaları sırasında, huzur evine nakledilen yaşlı hastaları gözlemlerken ortaya çıkarmıştır. Olaylar karşısında genel tutumu sessiz kalmak olan kişilerin, olaylardan daha çabuk etkilenip depresyona girdikleri ve bunların benzer veya aynı olaylara kızıp bağıran kişilerden daha az yaşadıkları görülmüştür. Aynı şekilde bu yaşlı kişilerden bazıları, yeni yerleriyle ilgili bir takım olumlu düşünceler geliştirerek buraya daha kolay bir uyum sağlamışlardır. (Artan, 1985, s. 37)
B. STRESLE BAŞA ÇIKMA İLE İLGİLİ TÜRKİYE’DE YAPILMIŞ ARAŞTIRMALARDAN BAZILARI
¦ 1. Araştırma: (Doktora Tezi)
“Stresle başa çıkma tarzlarının üniveriste öğrencilerinde olumsuz otomatik düşünceler, transaksiyonel analiz ego durumları ve bazı değişkenler açısından incelenmesi.”
Hazırlayan: Müge Akbağ
Danışman: Prof. Dr. Adnan Kulaksızoğlu
Yapıldığı yer ve tarih: İstanbul, 2000
Üniversite ve Enstitü: Marmara üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü
Bölüm: Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı.
Özet
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin stresle başa çıkma tarzları ile sahip oldukları olumsuz otomatik düşünce düzeyleri ve ego durumları arasındaki ilişkiyi sınamaktır. Diğer taraftan; cinsiyet, sınıf düzeyi, gelir düzeyi, anne ve babanın eğitim düzeyi, algılanan ebeveyn tutumu gibi değişkenlerin öğrencilerin stresle başa çıkma tarzları, olumsuz otomatik düşünce düzeyleri ve ego durumları ile ilişkili olup olmadığı da incelenmiştir.
Öğrencilerin stresle başa çıkma tarzları ile olumsuz otomatik düşünce düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir. Olumsuz otomatik düşünce düzeyi arttıkça, stresle başa çıkma tarzlarından kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama davranışının azaldığı, çaresiz ve boyun eğici yaklaşımın arttığı saptanmıştır.
Ego durumları ile stresle başa çıkma tarzları arasındaki ilişkiye bakıldığında; kendine güvenli yaklaşım, iyimser yaklaşım ve sosyal destek arama davranışı arttıkça Eleştirel Ebeveyn ve Uyumlu Çocuk ego durumu puanlarının azaldığı, buna karşın Koruyucu Ebeveyn, Yetişkin ve Doğal Çocuk ego durumu puanlarının arttığı görülmüştür.
Diğer taraftan, öğrencilerin, stresle başa çıkma tarzlarından iyimser yaklaşım, çaresiz yaklaşım ve sosyal desteğe başvurma davranışı cinsiyet değişkeninden etkilenmektedir. İyimser yaklaşım en çok erkek öğrenciler tarafından tercih edilirken; çaresiz yaklaşım ve sosyal desteğe başvurma en çok kız öğrenciler tarafından tercih edilmektedir. Sınıf düzeyinin stresle başa çıkma tarzları üzerinde etkili bir değişken olduğu saptanmıştır. Kendine güvenli yaklaşım, çaresiz yaklaşım, boyun eğici yaklaşım ve sosyal desteğe başvurma gelir düzeyi değişkeninden etkilenmektedir. Annenin eğitim düzeyine göre, kendine güvenli yaklaşım, çaresiz yaklaşım, boyun eğici yaklaşım ve sosyal desteğe başvurma puanlarında anlamlı bir farklılaşma bulunurken; babanın eğitim düzeyi açısından sadece kendine güvenli yaklaşım ve boyun eğici yaklaşım puanlarında farklılaşma kaydedilmiştir. Algılanan ebeveyn tutumunun da stresle başa çıkma tarzları üzerinde etkili bir değişken olduğu tespit edilmiştir.
¦ 2. Araştırma:(Yüksek Lisans Tezi)
Hazırlayan: Elif Karaağaç Çoruhlu
Danışman: Prof. Dr. Betül Aydın
Yapıldığı yer ve tarih: İstanbul, 2001
Üniversite ve Enstitü: Marmara üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü
Bölüm: Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bilim Dalı.
Özet
Bu araştırmanın amacı, deprem bölgesinde yaşayan ilköğretim birinci kademe öğretmenlerinin, deprem sonrası uzun dönemdeki stres tepkileri ile başaçıkma yollarının incelenmesidir. Cinsiyetin, medeni durumun, okulun bulunduğu bölgenin (köy/merkez), deprem sonrası psikolojik destek alıp/almamasının,olası bir depreme karşı çalışılan okulun güven telkin edip/etmemesinin deprem anında deprem bölgesinde bulunup/bulunmamanın, depremde fiziksel yaralanma olup/olmamasının, depremde aile ya da yakın akraba kaybı olup/olmamasının, deprem sonrası barınılan yerin, durumluk ve sürekli kaygının stresle başaçıkma stratejilerini yordamdaki rolleri incelenmiştir.
Ayrıca çalışılan okulun bulunduğu bölgenin (köy/merkez), medeni durumun, olası bir depreme karşı çalışılan okulun güven telkin edip/etmemesinin durumluk ve sürekli kaygıyı yordamdaki rolleri de incelenmiştir.
İlişkisel tarama modeline dayalı olan bu araştırma 17 Ağustos Marmara Depremi'nden 20 ay, 12 Kasım Düzce Depremi'nden 18 ay sonra gerçekleştirilmiştir.
Araştırmanın evrenini, 2000-2001 eğitim-öğretim yılında Sakarya ili Akyazı ve Hendek ilçelerinin merkez ve köy okullarında çalışan ilköğretim birinci kademe öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise random olarak seçilmiş toplam 200 ilköğretim birinci kademe öğretmeni oluşturmaktadır. Üç bölümden oluşan anket, araştırmacı tarafından çalışmaya katılan öğretmenlere bireysel olarak uygulanmıştır. Öğretmenlerdeki durumluk ve sürekli kaygıyı belirlemek için Durumluk ve Sürekli Kaysı Envanteri (State - Trait Anixiety Inventery) deprem sonrasında yaşanılan stres ile başaçıkma yollarını belirlemek üzere Stresle Başaçıkma Yolları Ölçeği (Ways of Coping Questionnaire,WCQ)kullanılmıştır.
Toplanan veriler Student - t testi, Pearson Çarpım Momentler Korelasyonu tekniği, Leneer ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılarak çözümlenmiş ve bu
çözümlemelerden yararlanılarak yorumlanmıştır.
Araştırmanın bulgularına göre, çalışma kapsamına alınan kadın öğretmenlerin en fazla kullandıklarını belirttikleri stratejiler kaderci yaklaşım ve çaresiz yaklaşımdır. Kadın öğretmenler en yüksek ortalama puanı kaderci yaklaşımdan alırken, erkek öğretmenler en yüksek ortalama puanı problem
çözme/iyimser yaklaşımdan almışlardır.
Görev yaptıkları okulun olası depremlere karşı güvenilir olmadığına inanan öğretmenlerin çaresiz yaklaşımı, depremde aile yada yakın akrabasını kaybeden öğretmenlerin ise problem çözme yaklaşımını en fazla kullandıkları belirlenmiştir.
Öğretmenlerin stresle başaçıkma stratejileri ile Durumluk ve Sürekli Kaygı puanları arasındaki ilişkiye bakıldığında, Durumluk ve Sürekli Kaygı ile duygulara yönelik başaçıkma stratejileri arasında anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur.
Evli olmanın, görev yapılan okulun merkezde olmasının ve görev yapılan okulun olası depremlere karşı güvensiz olarak değerlendirilmesinin; durumluk kaygıyı,ayrıca görev yapılan okulun merkezde bulunmasının sürekli kaygıyı arttırdığı belirlenmiştir.
¦ 3. Araştırma: (Doktora Tezi)
“Örgütsel stres kaynakları ve yöneticiler üzerinde bir uygulama”
Hazırlayan: İnci Artan
Yapıldığı yer ve tarih: İstanbul, 1985
Üniversite ve Enstitü: Marmara üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü
Özet
Araştırmada, günümüz Türkiye’sinde endüstri toplumun yaşam tarzını benimseyen insanlarda, örgütsel stres kaynaklarının etkileri araştırılmıştır.
Anket yöntemiyle ve yüzyüze görüşme yoluyla elde edilen veriler, istatistiki yöntemlerle değerlendirilerek, stresin etki ve sonuçları belirlenmeye çalışılmıştır.
Araştırma kapsamına alınan yöneticilerde, stres kaynakları önem derecesine göre sıralandığında, “mesleki gelişim”den ve “rolden” kaynaklanan stres yapıcılar üst sıraları almaktadır. Stres düzeyi ve rahatsızlık durumu da aynı doğrultudadır. Bu da yöneticilerin, mesleki ilerleme konusunda tedirgin ve şüpheci olduklarını ortaya çıkarmıştır. “Örgütsel ilişkilerden kaynaklanan stres yapıcılar” her üç düzey yöneticide de en alt sırayı almıştır. Böylece toplumumuzdaki insan ilişkilerinin sağlamlığı ve kişilerin birbirlerine olan karşılıklı saygı bağlarının kuvvetliliği ortaya çıkmaktadır. Bu konu da stresi azaltıcı en önemli etkenlerden biridir. Çünkü çevresiyle iyi ilişkiler sürdüren kişiler daha az stres içine girerler.
Gerek ortalama puanlar, gerekse ham puanlar incelendiği zaman, üst düzey yöneticilerinin diğer iki düzey yöneticilerinden, anlamlı bir şekilde düşük puanlar aldıkları görülmüştür. Üst düzey yöneticileri, örgütsel stres kaynaklarını, gerçekten stres yaratan bir durum olarak görmemektedirler.
Alt ve orta düzey yöneticileri birbirlerinden anlamlı farklara sahip olmayan puanlar almışlardır. Ancak ham puanlar incelendiği zaman, en yüksek stres ve rahatsızlık puanlarının, orta düzey yöneticilerince alındığı görülmüştür. Çünkü orta düzey yöneticileri hem üstünde hem de altında yönetici bulunan kişilerdir. Her iki gruba karşı sorumlu olmak, stres düzeyini yükselten en önemli nedenlerden biridir. Mesleki ilerleme konusu da bu yöneticiler için önemli bir sorundur.
Alt düzey yöneticileri, genelde en fazla “rolden kaynaklanan stres yapıcılarından” etkilenmektedirler. Ancak hem ham puanlar, hem de ortalamalar incelendiğinde alt düzey yöneticilerinin, orta düzey yöneticilerinden çok az farklarla düşük puanlar aldıkları görülmüştür.
Her üç düzey yöneticide de stres ile rahatsızlık arasında kuvvetli ilişkiler bulunmuştur.
Ortalamalar, her üç yönetici grubu için genel bir fikir verebilecek durumdadır. Ancak ham puanlara bakıldığında, her grup içinde bireysel farklılıkların bulunduğu göze çarpmaktadır. Şöyle ki grup ortalaması yüksek de olsa, düşük de olsa, her grup içinde çok düşük puanlar alan kişiler bulunduğu gibi, çok yüksek puan alanlar da vardır. Bunun en önemli nedenlerinden biri, stres kaynaklarının kişi üzerindeki etkisinin, kişiden kişiye, hatta zaman içinde aynı kişide bile farklılıklar göstermesidir.
¦ 4. Araştırma: (Yüksek Lisans Tezi)
“Bir metal fabrikasında çalışan işçiler üzerinde stres- özsaygı- verimlilik ilişkisinin incelenmesi”
Hazırlayan: Tolga Gümüşay
Danışman: Suna Tevrüz
Yapıldığı yer ve tarih: İstanbul, 1997
Üniversite ve Enstitü: Marmara üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü
Bölüm: İngilizce İşletme Anabilim Dalı, Organizational Behavior Bilim Dalı.
Özet
Bir metal fabrikasında çalışan işçiler üzerinde gerçekleştirilen araştırmada, işçilerin stres düzeyleri, verimlilikleri ve özsaygı seviyeleri ölçülmüştür.
Stres sonuçlarını açıklayan üç faktör; “kaygı”, “fiziksel stres rahatsızlıkları”, “işten soğuma ve umutsuzluk” olarak saptanmıştır. İşçilerin yaşadığı en büyük stres sonucu fiziksel stres rahatsızlıklarıdır.
Stresin verimlilik üzerindeki etkisinin oldukça düşük olduğu tespit edilirken, verimlilikle ilişkisi en yüksek stres faktörünün kaygı olduğu tespit edilmiştir. Yetersizlik duygusu ve iş kaybetme korkusunu ifade eden “kaygı” yükseldikçe, verim düşmektedir.
Özsaygının, stresin verimlilik üzerindeki etkisini değiştirmediği görülmüştür. Araştırmada elde edilen en güçlü ilişki, özsaygı ile kaygı arasındadır. Bulgular, özsaygısı düşük işçilerin yaşadığı kaygının; özsaygısı yüksek işçilerin, yaşadığı kaygı seviyesinden daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Araştırma, kadın işçilerin özsaygı seviyelerinin erkeklerden daha yüksek; kaygılarınınsa daha düşük olduğunu ortaya koymuştur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder