5 Ekim 2008 Pazar

KAZALAR ve İLKYARDIM

 

       Türkiye dahil 134 ülkenin ve sağlıkla ilgili 67 uluslar arası kuruluşun  Dünya Sağlık Örgütü öncülüğünde benimsenen ‘’2000 yılına dek herkese sağlık’’ hedefinden oldukça uzak olduğumuz, benimsenen bu evrensel hedefin ve uluslar arası andın gereklerinin yerine getirilmesi bağlamında ciddi ihmallerimiz olduğu açıktır.

            Özellikle sağlık ekonomisi alanında yapılan bilimsel araştırmalar; sağlıklı insanın ekonomik, sosyal, kültürel kalkınma ve gelişmede üstlendiği yaşamsal rolü dahada netleştirmiştir.İnsana dönük yatırımların en verimli ve birincil yatırım alanları olduğu ortaya konmuş ve kabul görmüştür.Bu yatırımların başında sağlık ve eğitim alanları gelmektedir.(Sayek F.1997)

            İnsanların sağlığını etkileyen bir çok faktör bulunduğunu biliyoruz. Bu faktörlerin içinde yer alan , ölümlere, iş gücü kayıplarına, sakatlıklara, büyük maddi kayıplara  yol açan bir bir olguda kazalardır.

Ülkemizde kazalar hakkında sağlıklı  veri toplama sistemi bulunmadığından, kazaların gerçek boyutlarıyla ilgili olarak yeterli istatistiksel  bilgi bulunmamaktadır. Buna rağmen eldeki mevcut bilgilerin ışığında trafik kazalarının %40’la  ilk sırayı, ev kazalarının %25’le  2.  sırayı, iş kazalarının ise%20’ile  3. sırayı aldığı bilinmektedir.(Ergin C., 1994)

 

KAZALAR

KAZA SAYISI

YARALANMA

MALÜLÜYET

ÖLÜM

 

Trafik kazaları

141546

90244

       --------

8830

İş kazaları

155854

--------------

3224

1565

Diğer kazalar

 

 

 

 

Düşme

  49416

----------------

------------------------

1078

Yangın

    8246

 

 

349

Ateşli silahla yaralanma

      136

 

 

136

Boğulma ve batma

      717

 

 

16

İlaç,uyuşturucu,gaz ile zehirlenme

280181

 

 

262

TOPLAM           36096                    90244                   3224                      12236

                                                      (Sağlık Bakanlığı,1993)

                                                     

 Türkiye’de trafik kazalarında  sürücü%2.2 , yaya %14.6 , yol %0.7 ve yolcu %0.4 kadar suçlu bulunmuştur.Görülüyorki bizde trafik kazalarında %97 insan sorumludur.

Uluslar arası çalışma örgütünün belirlemelerine göre, Dünya’da her üç dakikada, bir işçi iş kazasından ölmektedir. 1996 Sosyal Sigortalar Kurumu verilerine göre, Türkiye’de toplam 86.807 iş kazası olmuş, bunların1.296’sı ölümle sonuçlanmıştır.İş kazalarının sektörler arası dağılımına bakıldığında, inşaat sektörü birinci, maden eşya sanayi ikinci, kömür madenciliği üçüncü sırada yer almaktadır.(SSK,1996)

İlkyardım ve acil hizmetlerinin yetersiz olmasından dolayı kaza sonucunda meydana gelen ölümler ve diğer olumsuz sonuçlar (özürlülük ve iş gücü kaybı gibi) gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça fazladır.Kazaların azaltılması, önlenmesi, olay anında sakatlanmayı, ölümü azaltmak için  4-E sistemi ele alınmalıdır.

1-Education (Eğitim)

2-Engineering(Teknik ve yapısal koşulların düzenlenmesi)

3-Enforcement(Yasal düzenleme ve denetim)

4-Emergency Care (Acil yardım) First Aid (İlkyardım)

 

Bu dört olguda fazlasıyla önemlidir, fakat kurallara, düzenlemelere, ilk ve acil yardım uygulamalarına uyum sağlamak için  Toplumun ve kişilerin eğitimi  ilk kuraldır. (Sağlık Bakanlığı,1992)

Birey, aile ve ülke için fiziksel, psikolojik ve sosyo ekonomik bir çok sorunu beraberinde getiren acil olaylar zincirini kırmanın en etkin yolu eğitimden geçmektedir.

Bu gün ‘’Acil bakım’’ sorununu kısmen halletmiş ülkelerde, ilkokul döneminden başlayarak verilen ilk yardım ve sağlık eğitimi programlarının, beklenmeyen olaylar sonucunda görülen yaşamsal tehdit insidansını aşağı çekmedeki rolü büyüktür.

Bireysel ve toplumsal düzeyde  yapılan eğitim  ne denli iyi olursa olsun, ‘’Acil Bakım’’ı üstlenen multidisipliner sağlık ekibinin başlıbaşına spesifik bir alan olan  ‘’Acil Yaklaşım’’ konusunda yetersiz ve bilgisiz olması, sorunun çözümlenmesine hiçbir zaman olanak sağlamayacak ve her yıl yüzlerce manevi ve maddi kayıplar acılar yaşanmaya devam edecektir.

Acil ünitelerde hizmet veren sağlık ekibinin yeterli eğitiminin olması, multidisipliner yaklaşımı özümsemesi, otonomi ve sorumluluk sahibi olması konusunda yapılan eğitsel, yönetsel ve yasal girişim ve organizasyonlar, bir ülkenin ‘’insan hayatına’’ verdiği değerin göstergesidir. (Olgun N.,1998)

Ekibin bir üyesi olan hemşire karmaşık, kapsamı geniş, bilgi ve beceri gereksinimi bulunan, hastalığın teşhisine yardımcı ve sağlığı destekleyici özelliklere sahip acil girişimler için büyük önem taşımaktadır.

Bu özellikleri olan hemşirelik bakımını gerçekleştirecek hemşireler:

 

*Fiziksel değerlendirme hemodinamik ölçümler ve kardiyopulmoner resüsitasyon tekniğinde özel eğitime sahip olmalı,

*Triyaj/ ayırma yapmada bilgi sahibi olmalı,

*Öyküdeki gerekli bilgileri toplayabilmeli,

*Hastanın gerekli yerlere ulaştırılmasını sağlayabilmeli,

*Halkla ilişkiler kurabilmeli,

*Stresle başedebilmeli ve sorun çözme yeteneğine sahip olabilmeli,

*Yönetim becerisi ve liderlik özelliğine sahip olabilmeli,

*Acil konusunda kendini geliştirebilmek için sürekli kurslara katılmalı,

*Tüm uygulamalarında hastaya zarar vermemeli ve hasta hakları konusunda duyarlı davranmalı,

*Acil ünitelerinde haberleşmeyi sağlayabilmelidir.

 

Acil hemşirelerinin kısaca sayılan bu özellikleri son yirmi yıldır acil bölümlerin önem kazanıp gelişmesi ile paralellik göstermektedir.Acil bölümleri, hastanelerde olmakla beraber, okullarda, hastane içindeki diğer kliniklerde, endüstriyel iş yerlerinde mobil ve yoğun bakım ünitelerinde ve halk topluluklarında uygulanabilirlik kazanmaya devam etmektedir.Bununla birlikte Acil bakım ekibinin  bir üyesi olan hemşirenin eğitimi bir kat daha önem kazanmaktadır.

  Acil yardım ekibinin bir üyesi olan hemşirelerin eğitimlerinde uygulamalı ilkyardım derslerine ağırlık verilmeli, acil bölümlerinde çalışan hemşireler içinse, hizmet içi eğitimler ve kurslar periyodik aralıklarla düzenlenmelidir.

Böyle bir eğitim  sürecinden geçen acil bakım hemşirelerinin, halk sağlığı, iş yeri ve acil hemşireleri olarak daha bilinçli, daha doğru uygulamalarla, kazaların önlenmesinde, halkın bilinçlendirilmesinde, başarılı acil girişimlerde bulunarak, büyük katkılar sağlayacağını düşünüyorum.

Yirmibirinci yüzyılda herkes için sağlık hedefi, herkes tarafından paylaşılmaktadır.Yeniden yaşama geçirilen ve dönüştürülen sağlık sektörü, tüm taraflara ve toplumun tüm katmanlarına karşı rollerini ve sorumluluklarını yerine getirmek zorundadır. Sağlık ile ilgili tüm tarafların ortak eylemleri bizi, insan haklarına saygı duyulan , Dünya ölçeğinde sağlıkta eşitliğin sağlandığı ve tüm insanların olası en yüksek sağlık düzeyine eriştikleri bir dünyaya taşıyacaktır

Hiç yorum yok: