Çok eskiden beri fizik biliminde; “maddenin kendi üzerine uygulanan güce gösterdiği tepki” anlamında kullanılan STRES terimi; son 20 yılda tıp, fizyoloji, sosyoloji, psikoloji, psikiyatri alanlarında ve gündelik yaşamda herkesin kullandığı popüler kavramlarından biri haline gelmiş, kitle iletişim araçlarında sıklıkla yer verilen “medyatik” bir sözcük olmuştur. (http://www.saglik.tr.net/stres.shtml)
Stres kavramı, Latince’de “Estrica”, eski Fransızca’da “Estrece” sözcüklerinden gelmektedir. Kavram 17. Yüzyılda felaket, bela, müsibet, dert, keder, elem anlamlarında kullanılmıştır. 18 ve 19. Yüzyıllarda ise kavramın anlamı değişmiş ve güç, baskı, zor gibi anlamlarda objelere, kişiye, organa veya ruhsal yapıya yönelik olarak kullanılmıştır. Buna bağlı olarak da stres nesne ve kişinin bu tür güçlerin etkisi ile biçiminin bozulmasına, çarpıtılmasına karşı bir direnç anlamında kullanılmaya başlanmıştır (Baltaş ve Baltaş, 1989, s.265).
Bir başka kaynağa göre, stres kelimesi, Türkçe'ye İngilizce'den gelmiş (stress), Latince ‘stingere’ fiilinden türemiştir. ‘Sıkmak, sıkıştırmak, bağlamak’ anlamına gelir. İngiltere'de stres 18. yüzyıla kadar ‘birşeyden yoksun kalmak, yokluğunu hissetmek, zor bir imtihan vermek’ anlamında kullanılırdı. Bu tarihten sonra mesela bir köprüye veya bir demir putrele binen yük, baskı anlamını aldı. Yakın zamanda da, metalleri deforme eden stres ‘insan ilişkilerindeki baskı, bireylerin duyduğu sıkıntı’ anlamına kullanılmaya başlandı. (http://www.genetikbilimi.com/genbilim/stresoldurmuyor.htm)
Kavramı ilk kez ortaya atan Hans Selye stresi, organizmanın her türlü değişmeye özel olmayan (yaygın) tepkisi olarak tanımlamıştır. Hans Selye’nin çok benimsenen bu tanımına göre stres, memnuniyet verici olup olmadığına bakılmaksızın her türlü isteme bedenin uyum sağlamak için gösterdiği yaygın tepkisidir (Pehlivan,1998, s.8)
Selye’nin tanımında, stres tepkisinin uyanmasında hem memnuniyet verici hem de sıkıntılı oluşumların etkili olduğu işaret edilmektedir. İnsan bedeni genel olarak zevkli ve zararlı olaylar arasındaki farkı ayırdetmez. Her iki durumda da beden işlevini yerine getirmektedir. Bu nedenle hem memnuniyet verici hem de olumsuz uyaranlar altında bedenini gösterdiği stres tepkisi aynıdır .(Pehlivan,1998, s.8)
Jessie Barnard stresi yararlı stres (eustress) ve zararlı stres (distress) olarak ikiye ayırmıştır. Bunlardan birincisi yaşandıkça neşe, canlılık ve kazanç sağlayan, istenmesi gereken bir durumdur. Zararlı stres ise aşırı ve sürekli olan ve bireyin güçlerini tüketen bir stres türüdür (Baltaş ve Baltaş, 1989, s.55).
1 yorum:
Konuyla ilgili açıklayıcı bir yazı olmuş. Özellikle Selye'nin çalışmaları çok aydınlatıcı. Çağının ötesinde bir adammış. Ben de şurada http://bit.ly/1UQWv8L bu konuya biraz daha derinlemesine baktım. İnsanlar stresin sadece kötü ve yıkıcı olduğunu düşünüyorlar. Olumlu ve geliştirici etkileri de anlaşıldığında belki de sorunun büyük bölümünü çözmüş oluruz. Elinize sağlık.
Yorum Gönder