Stresin pek çok kaynağı vardır. Genel yaşam olayları (ilişkilerde olan değişiklik, mali durum, sevilen birinin ölümü); kimyasal ve çevresel etkiler (hava, gürültü, gıda), olumlu olaylar (evlilik, tatil); yaşam tarzı veya duygusal faktörler (endişe, korku, katı inançlar, sıkı programlar); ilişkiler (iletişimde çelişki, kişisel ilişkilerde sorunlar); iş sorunları (kayıp, işten çıkarılma, karmaşık iş sorumlulukları). Fark edilmeyen bir stres kaynağı da kişinin kendi mantığıdır.
Stres çevreden ya da kişinin kendinden kaynaklanabilir. Dış koşullar ve zorluklar strese yol açarken, bizim davranışlarımız ve tepkilerimiz de aynı şekilde stres yaratabilir ve gelecekteki stresli olayları hazırlar. Örneğin, her gece yüksek sesle gürültülü müzik çalarak oda arkadaşını uyutmayan biri, bir anlamda sert tepkilerle karşılaşacağı stresli bir ortamı kendisi için hazırlıyor demektir. Bu nedenle, hangi streslerin dış zorlamalardan kaynaklandığının, hangilerinin de kendi ellerimizle ortaya çıkarıldığının bilinmesi çok önemlidir.
*Çevresel Stresler önemli yaşam olaylarını ve günlük sıkıntıları içerir. Önemli yaşam olayları, örneğin üniversiteye başlamak, bir yerden bir yere taşınmak, bir aile bireyinin ölümü ya da ciddi hastalığı gibi, büyük bir değişim ya da uyumu gerektiren olaylardır. Ancak stresin en büyük kaynakları, sıradan, günlük sıkıntılardır. Örneğin, oda arkadaşıyla sorunlar, birşey kaybetmek, başarısızlıklar, aşırı iş yükü ya da ekonomik kaygılar gibi. Bu ketleyici olayların sıklığının artmasının, vücudun bağışıklık sistemini zayıflatma ve hastalıklara karşı direncini azaltma gibi fizyolojik sonuçlara yol açtığı, günümüzde artık çok iyi bilinmektedir.
*Kişisel Stres Kaynakları ise, zihinsel faaliyetlerimizle (düşüncelerimiz ve kendi kendimize söylediklerimiz) ya da davranışlarımızla (alışkanlıklarımız ya da beceri eksikliklerimiz) ilişkili olabilir. Yaşam olaylarına yaklaşırken ve onlarla uğraşırken kendimizle yaptığımız diyaloğun şekli yaşadığımız stresin yoğunluğunu azaltır ya da artırır. Kendi kendimize, "Davranışlarım ve dünya, .........(şu ya da bu şekilde) olmak zorunda" ya da "olmalı" dediğimizde, strese davet ediyoruz demektir. Çünkü ne kendi davranışlarımızın ne de dünyanın her zaman bizim istediğimiz şekilde olması mümkün değildir. Olmak zorunda da değildir. İnsanda stres yaratan üç genel inanç vardır: "Herkes beni sevmeli." "Her zaman mükemmel davranmalı ve hiç hata yapmamalıyım" ve "Dünya adaletli olmalı". Dikkat ederseniz bu inançların üçü de gerçekdışıdır ve "ya hep ya hiç" özelliği taşımaktadır. Benzer şekilde, kişiyi zorlayabilecek bir olayın yaklaşması da bazen olabilecek en kötü sonuç için endişelenmeye neden olur. "Biliyorum, bu sınavda başarılı olamayacağım". İnsanın kendisiyle bu türden diyaloglarda bulunması, öz değer duygularının temelini zayıflatır, kaygı ve sıkıntısını artırır; dolayısıyla da sorunun çözümü gecikir.
· Rowshan (1998,s.29) ise, stres yaratan faktörleri, önceden tahmin edilebilen ve önceden tahmin edilemeyenler olarak iki gruba ayırmıştır:
*Önceden Tahmin Edilebilen Stres Faktörleri: Hayatımızı belirli bir süre etkileyen olayları kapsar. Örneğin, hayatın doğal süreci içinde, bir çocuğun doğumu, önceden kestirilebilir bir stres faktörüdür. Yine bir çok insanın çalıştığı işi sevmemesi ve işe yalnızca hayatlarını kazanmak zorunda oldukları için gitmesi günlük stres seviyesini artıracağından, iş hayatı da önceden tahmin edilebilen bir stres faktörüdür. Gerçekleşmesi mümkün olmayan hedefler ve beklentiler de bu stres kaynaklarına örnek olarak verilebilir.
*Önceden Tahmin Edilemeyen Stres Faktörleri: Hayatta karşılaşılan stres faktörlerinin bir çoğu aniden ortaya çıkar ve biz onları önceden tahmin etmekte hataya düşeriz. Hayatta karşılaşılan büyük değişiklikler, büyük stres kaynaklarıdır ve bunlarla başa çıkmak daha zordur. Yalnızca olumsuz değişiklikler değil, olumlu değişiklikler de stres yaratır. Birisine aşık olmak da aynen aşkın sona ermesi gibi, stres yaratan bir faktördür. Yine buna benzer olarak yeni bir işe girmek, yeni bir ev satın almak, yeni komşular edinmek olumlu değişiklikler olmasına rağmen stres yaratan faktörlerdir. Stres yaratan üzücü olaylar ise, çok sarsıntı doğuran olaylardır ve beklenmedik bir anda ortaya çıkarlar. Sevdiğimiz bir insanın ölümü,yaralanma olayları, doğal afetler, zulüm gibi olayları buna örnek olarak verebiliriz. Beklenmeyen stres faktörlerinin hepsinde ortak olan nokta, bunların kontrolümüz dışında ortaya çıkmasıdır.
· Cüceloğlu (1993, s. 321), stresin kaynaklarını iki yönde gruplamıştır:
1. Stres kaynağının bedenin içinde veya dışında oluşuna göre.. Örneğin diş ağrısı bedenin içinde olan bir stres kaynağıdır. Öte yandan, sürekli yüksek derecedeki gürültülü ortam, bedenin dışında yer alan bir stres kaynağına örnektir.
2. Bedensel ya da psikolojik kökenli oluşuna göre..Yukarıdaki örnekte verilen diş ağrısı ve gürültünün her ikisi de bedensel türden stres kaynaklarıdır. Bir yakının ölmesi, boşanma, iki kişi arasındaki darılma ve küsmeden ileri gelen stresler ise, psikolojik türdendir.
· Uzm. Dr. Mustafa Güveli ise, stres kaynaklarını şöyle tanımlamıştır:
*Bireyin kendisi bazen stres kaynağı olabilir. Yıllar boyunca edindiğiniz alışkanlıklar bazen stres sebebi olabilir.
*Fiziki şartlarında stres faktörü olabileceğini unutmamak gerekir. Aşırı gürültü ortamları, stresi ortaya çıkarabilecek bir faktördür.
*Sürekli gergin iş ortamı: Günümüzün önemlice bir kısmının geçtiği iş ortamındaki gerginlik en önemli stres kaynaklarından biridir.
*Sürekli gergin aile yaşantısı: Aile yaşamındaki gerginlikler kaygı derecemizi fazlaca artırabilir. (http://www.psikoturk.net/Stres.asp)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder