Uzun dönemli stresin şişmanlattığı tesbit edildi.
İsveç’te yapılan bir araştırma, uzun dönemli stresin şişmanlattığını ortaya koydu. Gothenburg kentindeki bir üniversite hastanesinde, orta yaşlı şişman erkekler üzerinde yapılan araştırmaya göre, stres özellikle karın bölgesinde yağlanmaya yol açarak kalp ve şeker hastalıkları riskini artırıyor. Stres altındaki vücudun, şişmanlatan enzimi harekete geçiren bir hormonu aşırı oranda salgıladığı, bu enzimin vücudun diğer bölgelerinden ziyade karın bölgesinde daha kolay toplandığı kaydedildi. Araştırma ekibinin başında bulunan Doktor Thomas Ljung, adrenalini yükselten olumlu stresin vücut için iyi olduğunu, ancak uzun dönemli olumsuz stresin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini söyledi.
STRES KALP HASTALIKLARININ ÖLÜM RİSKİNİ ARTIRIRYOR.
Florida Üniversitesi uzmanları, stresin kalbe yeterli kan gitmesini engellediğini, bunun da kalp rahatsızlığı olan insanlarda ölüm riskini artırdığını düşünüyor. Daha önceki araştırmalarda, bu durumun kan dolaşımını yavaşlattığı bunun da kalp hastalıklarının şiddetini artırdığı belirlenmişti. Önceki araştırmaların ölüm riski açısından ele alınmamış olduğu kaydedildi.
OKSİJEN İHTİYACINI ARTIRIYOR
Stresin, tansiyonun yükselmesine ve kalp atışlarının hızlanmasına neden olduğu, bunun da vücudun oksijen ihtiyacını artırdığı kaydedildi. Tansiyon yükselmesi ve kalp atışlarındaki artışın, damarların büzülmesine yol açarak kan dolaşımını engellediği biliniyor.
Araştırmada, depresyon ve sinirliliğin hastaların ölüm riskini artırmadığı da belirlendi.
İnsanlarda stresi test etmek için daha ucuz yöntemler bulunması gerektiğine değinen uzmanlar, hangi hastanın akıl sağlığından dolayı stres altında olduğunun saptanmasıyla tedavinin de mümkün olabileceğini açıkladı.
Amerikan Kalp Kuruluşu yayın organında yer alan araştırma raporunda, bu tür hastalarda yaşam şeklinin değiştirilmesiyle strese karşı daha farklı durum sergilemelerinin sağlanabileceği belirtildi.
STRESİN KONTROLÜ ŞEKERİ DÜŞÜRÜYOR
Duke Üniversitesi’nde yapılan araştırmalarda, deneklere 5 derste, hastalıkla ilgili 30’ar dakikalık bilgi verildi. Hastalığın yol açtığı göz, böbrek ve sinir hastalıkları ile şeker hastalarının beslenmeleri konusunda bilgilendirilen denekler, adaleleri gevşetici hareketlerin yanı sıra stres önleyen nefes alma tekniği öğrendi. Ayrıca deneklere, stresi azaltan düş kurma tekniği uygulatıldı. Günlük yaşamın yol açtığı stres ve stresin önlenmesi konusunda bilgilendirilen hastalarda, stres önleyici tekniklerinin uygulanmasından bir yıl sonra kandaki glikoz oranının yüzde 1 azaldığı belirlendi.
Araştırmacılar, stresin şeker hastalarında kandaki glikoz oranını artırdığını ve bunun da göz, böbrek ve sinir sisteminde hasar meydana getirdiğini kaydediyor. Stresin şeker hastalarında enerji hareketini doğuran hormonların salgılanmasına yol açtığı, meydana gelen enerji hareketiyle kana daha fazla glikozun karıştığı biliniyor. Stres ayrıca şeker hastalarında sağlıklı beslenmeyi önlediği gibi hastaların egzersiz yapmalarına da mani oluyor. Stres idare tekniği ile azalan kandaki glikoz oranının önemine değinen uzmanlar, şeker hastalarının kullandığı bazı ilaçlarla da kandaki glikozun aynı oranda azaltılabileceğini belirtti. Stres idare teknikleri ile ilgili bilgiler doktorlardan öğrenilebileceği gibi piyasadaki birçok kitaptan da edinilebilir. Araştırmayla ilgili rapor, Chicago merkezli Amerikan sağlık kuruluşu “American Medical Assocation” yayın organında yer aldı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder